logo

Adalet Hakkı

Adalet hakkı, işlenmiş ağır hak ihlallerinin insan hakları hukukuna ve uluslararası insancıl hukuk ilkelerine uygun bir şekilde ele alınıp yargılanmasını gerektirmektedir. Yargılama, her ne kadar, devletin kullanabileceği bir yetki olsa dahi, bu ihlallerden ötürü mağdur olmuş olanlara, bireysel veya toplu olarak dava açma veya açılmış davalara müdahil olarak katılma hakkı mutlaka tanınmış olmalıdır. Mağdurların yargılama süreçlerine bu şekilde dâhil edilmesi, hem önceki dönemden kalan yargılanmamış hiçbir ihlalin kalmaması hem de yargılama süreçlerinin daha etkin işleyebilmesi büyük önem taşımaktadır. Adalet hakkının diğer bir boyutunu, gerektiği durumlarda, uluslararası mahkemeler ile ulusal mahkemeler arasında önceki dönemde işlenmiş ihlaller konusunda yargı yetkisinin paylaştırılması oluşturur. Özellikle, ulusal yargı kurumların tarafsızlık ve bağımsızlık ölçütleri açısından gerekli kıstasları karşılayamadığı durumda, uluslararası mahkemelerin varlığı, adalet hakkının gerçekleşmesine büyük katkı yapacaktır.

Yargılama süreçlerinde adalet hakkının gereklerinin yerine getirilmesi, önceki dönemde kullanılmış engelleyici faktörlerin veya esas olarak hukuk öğretisinin ilkelerinden kaynaklansa bile, fiilen etkili bir soruşturma yapılmasını engellemek için geliştirilen kısıtlamaların ortadan kaldırılmasını gerektirir. Örneğin zaman aşımı, af, iltica hakkı, tekrar yargılamama (non bis in idem), suçluların iadesi, resmi dokunulmazlık, emre uyma veya itirafçılık/pişmanlık gibi cezalandırma süreçlerinde evrensel olarak kullanılan kimi kıstasların geçiş sürecindeki uygulanışının adaletin tecellisini engellemeyecek şekilde olması gerekir. Yargıçların tarafsızlığının tartışmalı olduğu durumlarda veya askeri yargı gibi bağımsızlık açısından sorunlu yargı kurumlarının devrede olduğu durumlarda bu hakkın etkili bir şekilde kullanılması beklenemez.

Bu site Diyarbakır Barosu tarafından geliştirilmiştir.